Bu soruya cevap vermek zor ama karizmatik kurucularına ve uzun süreli stabil idare tarzlarına bakarak, Koç ve Sabancı gruplarının biribirlerine pek de benzemeyen ancak kendi içinde son derece kudretli kurumsal kültürleri olduğunu söyleyebiliriz. Eczacıbaşı grubunun spor ve sanat ile işhayatıını yakınlaŞtıran kültürü son derece yerleşiktir.
Sanayi grupları ile hizmet sektöründen büyüüyen gruplar arasındaki kültür farklılıkları da ilginçtir. Esas farklarını insan kaynakları politikalarında gösterirler. Sanayi ağırlıklı şirketlerde eksende kurumun kendisi varken, hizmet sektöründe merkezde çalışanlar vardır.
Kurumsal kültürün kuvveti kadar farklılığı ve renkliliği de çarpıcıdır.
Türkiye’nin 3 büyük bankası ve bunların kurum kültürlerini düşünelim. Ziraat Bankası, İş Bankası ve Akbank. Her üç bankayı da yakından tanıyanlar ne kadar farklı kurumsal kültürler ile karşılaştıklarını iyi bilirler. Aynı ülkede hemen hemen aynı hedef kitleye seslenmelerine rağman her 3 bankanın kurucuları ve idare yapısı arasındaki fark kurum kültürüne de yansımaktadır. İş Bankasınının çalışanlarının bankanın sahibi olmaları (sandık vasıtasıyla) az şey midir? Bunu kurum kültürüne yansımaları da diğer rakiplerinde farklı olmaktadır. Ziraat Bankasında Osmanlı imparatorluğunundan bugüne Devleti izlemek çok kolay ve bir o kadar da ilginçtir. Akbank’da kurucu ailenin etkisi her noktada hissedilir. Daima ilk 3’deki yerini koruyan bu bankanın yöneticilerini finans piyasası bile zor tanır. Ama sahiplik oranları veya bankadaki yetkileri ne olursa olsun aile fertlerini tüm ülke yakından tanır.
Kurucular ve kurucu-yönetici ilişkisi kadar olmasa da, ülkenin politik gerçekleri ve etik standartları da çok belirleyicidir. Bir Amerikan şirketi ile bir Türk şirketinin kurum kültürleri çok farklıdır.