Soru: Aile şirketleri konusunda yazılan kitaplar genellikle aile şirketlerinin aleyhinde, çoğu da ABD kökenli. Oralarda nüfus artmıyor ve gelir seviyesi yüksek. Ülkemizde iş hayatı ise bir savaş yeri! Siz savaşa giderken en güvendiğiniz insanlarla beraber gitmek istemez misiniz?


Şahsen bir kategori olarak aile şirketlerini kabul etmiyor değilim sadece başarılı olmaları için gereken atmosferi tanımlamaya çalışıyorum. Ev hayatı ile iş hayatı biribirine karıştığı zaman işler maalesef tatsız bir çorba oluyor. En başarılı kurumlar gelin veya damat dedikodusuna ve kaprislerine kurban oluyor.

Savaş kısmına gelince: Çok doğal olarak, benliğimize yerleşmiş bulunan “en güvendiğin insan” tanımına, yakın aile fertlerimiz çoğu zaman “cuk” diye oturuyor. Ancak askere ailecek gitmiyoruz, gidemiyoruz. Ordu bunu engellemeye çalışıyor. Turkiye’de de böyle ABD’de de. En azından aynı yerde görev yaptırmıyorlar. Sebebini hiç düşündünüz mü? Aile üyeleri içgüdüsel olarak birbirlerini destekler ve korurlar. Savaş anında ise tüm bu duyguları unutup, başka “ülküleri” ön plana almanız beklenir. Kararın zorluğunu ve uygulamanın problemlerini düşünebiliyor musunuz?

İş hayatında da katı iş prensiplerini ailevi hislerin önünde tutmanız gerekir. Bunu yapabiliyorsanız, mesele yok. Ancak ailevi ilişkiler sizi prensiplerinizden taviz vermeye götürüyorsa, aleyhte yazanları haklı çıkarırsınız. Bir ailenin hep beraber şehit olmak istemesi takdirle karşılanabilir. Ancak başarısız bir şirkette hiç bir aile ferdi toplumun gözünde bireysel sorumluluktan kurtulamaz. Savaşta da barışta da aradığımız karşılıklı güvendir. Bu güvenin dayanağı sadece kan bağı olduğu zaman, uzmanlık seviyesi ve hesap verme mecburiyetini otomatikman ikinci plana itmiş olursunuz. Konusunda yetkin olmayan ve hesap verme ihtiyacı hissetmeyen birisiyle ölüme giderken şahsen kendimi pek güvende hissetmezdim.

Soru: Krizden dolayı masrafları kısıyoruz. 2001 yılı ufalma yılı. Bu çerçevede şirketimizde bazı profesyonellerin işine son vereceğiz ve onların görevlerini Aileden gençler üstlenecek. Bizim açımızdan çok daha ekonomik olacağına inanıyoruz.


Aile fertleri “maaş” bazında “profesyonel”lerden düşük maliyetlidir. Ancak toplam maliyet aksini gösterir.

Bir profesyonelin yerine Aile’den birini tercih ettiğiniz zaman uzmanlığından emin olmanız gerekir. Yakınlık uzmanlığın yerini tutmaz. İki eşdeğer uzmandan birisini seçerken Aile bağlarını ön plana alabilirsiniz ancak sadece maliyet kaygısı ile bu tercihi yapmanız uzun vadede çok zararlıdır.

Mesleği tutsa dahi Aile ferdinin uzmanlık seviyesini hissiyattan uzak değerlendirmek genellikle çok zordur. Aile dışından kişilere de bu şartlarda güvenemezsiniz. Bir Aile ferdi, belki de amirleri olacak bir kişi hakkında objektif değerlendirme yapmalarını bekleyemezsiniz.

Üst yönetim kadrosu Aile fertleri ile dolu bir şirkette yönetici yetişmez, yetişen de kaçar. Bu da uzun vadede orta kademe yönetici kalitesinin düşmesine yol açar. Yükselme hırsı olmayan veya başka yerde iş bulamayanlar kalır, hırslı yönetici adaylarını kaybedersiniz.

Bir Aile ferdini işe alma kararından daha zoru bir profesyonelin yerine bir Aile ferdi almaktır. Bu kararı kolaylaştırmak için bir hatırlatma yapayım. Bir profesyoneli işten çıkarmak, patronlar için en zor iştir. Profesyonelleri işten çıkarırken zorlanan patronlara Aile fertlerini nasıl işten çıkaracaklarını bir an durup düşünmelerini tavsiye ederim.

Soru: Şirketimizde kurumsallaşma alanında çok adımlar attık. Bizler artık icraatta görev almıyoruz. Ancak ayrılan Aile fertleri yerine aradığımız kalitede profesyonel bulamıyoruz. Ailenin gençleri çok daha gözümüzü doyuruyor. Kurumsallaşmaya bu kadar emek ve vakit ayırdıktan sonra yine Aileden kişileri yönetime almak bizi korkutuyor.


Aile şirketlerinin kurumsallaşması çok zordur. Aile fertlerinin yerine profesyonel aramak da bu zorlukların başında gelir. Şirketinizin bir kültürü vardır. Bu kültürün ana yapı taşları da ailenizin değerleridir. Görev tanımlamaları net değil ise doğal olarak bir Aile ferdinin yerini ancak başka bir Aile ferdi doldurur. Çünkü “o” kişide aradığınız “hasletler” ve “değerler” Aileden birisinde “genetik” olarak bulunmaktadır. Bilhassa küçük Aile şirketlerinde bu “uyum” konusu çok önemsendiğinden kendi kendini doğrulayan bir tez haline gelir.

Siz teorik olarak aradığınız kişinin “ kendi işi gibi işine sarılmasını” beklersiniz. Aile fertleri işinizin Aileniz için ne ifade ettiğini çok iyi bilirler ve doğal olarak işe tam sizin istediğiniz gibi “sarılırlar”. “İş”te başarısızlığın Aile içinde yaratacağı sorunları da iyi bildikleri için, Ailenin varlıklarını ve onun yanında “saadetini” korumak için canla başla “işe sarılırlar”. Tanımadığınız bir kişiden ilk görüşmede bu bağlılığı beklerseniz, çok yanılırsınız.

Aile fertleri, Aile değerlerini çok iyi bilirler ve Aile işinde de bunları yaşatmak için gayret ederler. Genellikle bu değerlerin başında iyi ilişkiler kurmak ve geliştirmek gelir. Bilhassa müşteriler ile iyi ilişki kurmak ve kurulmuş ilişkileri korumak önemlidir. Müşteriler de zamanla Aileden birisiyle iş yapmayı tercih eder hale gelirler. Aile ferdinin Ailenin adını ve şanını korumak için geçmiş ilişkilere değer vereceğini düşünen müşteri için bu çok önemli olur. O zaman da “Aile dışından” bulacağınız kişinin “müşteriye rağmen” başarılı olmasını bekleyemezsiniz. Ayrıca Aile fertleri “maaş” bazında çok ekonomik şartlarda çalışırlar. Aradığınız profesyoneli bulsanız dahi onun isteklerini maddi olarak karşılamanız zor olabilir. Bu yüzden çalışanları şirkete ortak etmek şarttır. Halka açılmadan bunu başarmak da mümkün değildir.