Soru: Şirketimiz 2001 yılına kadar sürekli büyümüş iken bütçeyi önemsememiştik. Bu sene %50 ufaldık ve çok ciddi sıkıntılar çektik. 2002 yılı için bütçe yapmak istiyoruz. Nereden başlayacağız?


Geçmiş olsun.

Bütçe yapmaya ilk defa başlayanlar için en önemli tavsiyem bunun “ilk bütçe” olduğu, “son bütçe” olmadığı varsayımı ile işe başlamalarıdır. Bütçe yapmamaları için o kadar büyük bir direnç ile karşılacaklardır ki, geri dönme ihtimali son derece yüksektir. İkinci tavsiyem ise yönetim bilgi sistemlerinin elverdiği ölçüde bütçe yapmanızdır. İlerde takip edemeyeceğiniz şeylerin bütçesi ile vakit kaybetmeyin. Eğer bunlar önemli ise bütçe hazırlığına paralel olarak bu konularla ilgili bilgi sistemlerini kurun.

Başlangıç noktası satış bütçesi olmalıdır. Satış bütçesine paralel olarak tedarik bütçesi yapılmalıdır. Satacağınız ürünleri kendiniz üretiyorsanız üretim bütçesi de bu çerçevede ele alınmaldır. Bu iki bütçeyi yaptıktan sonra mevcut piyasa fiyatlarına göre ne kadar katma değer yarattığınızı hesaplayın. Bu katma değerin hem masraf bütçenizi hem de kar’ınızı karşılaması gerektiğinin bilinciyle geriye hesapla masraf bütçesinin tavanını tespit edin. Bu tavana göre masraf bütçenizi yapın. Masraf bütçeniz bu tavana sığmıyorsa (ki genellikle sığmaz) ya kar’dan fedakarlık yapacaksınız ya da fiyatları arttıracaksanız. Fiyatları arttırdığınız takdirde satış miktarınızın bir miktar düşeceğini de hesaba katmanız gerekir.

Dengeyi bulduktan sonra nakit akımını hazırlayabiliriz. Nakit akımını hazırlarken vadeli satışlar ve KDV çok dikkat etmemiz gereken 2 husus olacaktır. Yıl içinde en büyük sapma buralardan olacaktır. Nakit akımı kredi ihtiyacımızı ortaya çıkaracaktır. Kredi hacmini ve maliyetlerini de finansman bütçesi içerisinde toparlayıp takip etmemiz gerekecektir.

Artık proforma gelir tablosunu oluşturabiliriz. Satış bütçesi eksi tedarik bütçesi eksi stok artışları bize brüt kar rakamını verecektir. Bu rakamdan masraf bütçesini düştüğümüzde faaliyet kar’ını bulacağız. Bu rakamdan finansman maliyetlerini düştüğümüzde de vergi öncesi kar rakamına ulaşacağız. Bu rakam bizi tatmin etmiyorsa dönüp herşeyi baştan düzelterek tekrarlayacağız.

Artık genel bütçemiz hazır. Bunu satıcıların, tedarikçilerin ve üretimcilerin önüne koyup sürekli gidişatı takip edeceğiz. Ne kadar sık takip edersek o kadar çok hata bulacağız. Bu hataları bir kenara not alıp bir sonraki bütçe hazırlığında dikkate alırsak her bütçemiz bir öncekinden daha sağlıklı ve faydalı olacaktır.

Bütçeleri Kasım ayında hazırlamak ve gerekiyorsa Şubat ve Haziran aylarında revize etmek gerekir.

Soru: Bankalar Yeniden Yapılandırma’ya niçin “evet” derler?


Her bankanın alacağının teminatı nadiren aynı olur. Farklı teminatlar farklı korkular ve beklentiler yaratır. Teminatları bugünkü alacaklarını teorik olarak karşılayan bankalar daha soğukkanlı olurlar. Onları razı etmek normal olarak daha zordur. Ancak; teminatın paraya çevrilmesi zaman alacak ve teminatın parasal karşılığının enflasyon ile eriyecek olması mevzubahis ise, bankalar teminatlarını korumak ve mümkünse arttırmak için konsültasyona razı olurlar. Istanbul Yaklaşımı öncesinde Türkiye’deki mevcut hukuki altyapı ve bunun yarattığı bakış açısı esas olarak bu idi.

Teminatı olmayanlar büyük ve teminatlı alacaklıların bu tavrını hızlandırmak için şirketi iflasa götürmekle tehdit ederler. Diğer alacaklıların teminatları üzerine haciz koyarlar. Haciz; alacaklıları enflasyon karşısında ipoteğe nazaran daha iyi korur. İlk sıralarda ipoteği olanları dahi rahatsız eder.

Gündemimizdeki “İstanbul Yaklaşımı” alacaklıların %75’inin uygun bulduğu bir yeniden yapılandırma planına bakiye %25’in de uyması mecburiyeti getirmektedir. Küçük ve teminatsız alacaklıların en büyük silah elinden alınmaktadır.

Soru: Borcun borçla takası nedir ne faydası olur?


Borcun borçla takası yurtdışında çok kullanılan bir yöntemdir. 2 türlü yapılır.

Borçlu pahalı kredilerini daha düşük maliyetli kaynaklarla takas etmek için bono veya tahvil ihraç eder. Vade açılır, faiz düşer. İki sıkıntı getirir. Birincisi, SPK denetimine tabi hale gelinir. Zaten bir şekilde tabi iseniz sorun yok. İkincisi ise, vade geldiğinde ödeme problemi hala sürüyor ise, 1-2 banka ile muhattap olacağınıza binlerce (milyonlarca da olabilir) alacaklı ile muhattap olursunuz.

Alacaklılarda alacaklarının türünü değiştirmek isteyebilirler. Yine şirket bono veya tahvil ihraç eder. Kapalı devere olacağı için ihracı nispeten kolaydır ama SPK izninde kurtarmaz. Burada iki saik vardır. Birincisi; kredi büyük bir alacak yerine ufak parçalar halinde piyasaya dağıtılabilir bir riske dönüşür. İkincisi ise ucuna bir tatlandırıcı takabilmektir. Bu tatlandırıcı da genel olarak hisse senedine çevirebilme opsiyonu olur. Yatırımcı bu tahvili alır. Kötü ihtimalle faizini alır. Şirketin değeri yukarı gitmişse düşük fiyattan hisse alma hakkına sahip olmuş olur. Şirketin finansal gideri düşer ama piyasadaki hisse adedi artar.