Soru: Hizmet sektöründe faaliyet gösteriyoruz. bütçe yaparken nelere dikkat etmek gerekir?


Hizmet sektörü de satış ve masraf bütçesi yapacaktır. Ancak; en önemli gider olan personel için ayrı ve detaylı bir çalışma yapmakta fayda vardır. Hizmet sektörü sermaye yoğun olmamakla birlikte bir tahsilat ve ödeme bütçesi yaparak nakit akımını bütçelemekde de günümüzde sayısız fayda vardır.

Hizmet satış bütçesi 2 türlü yapılabilir.

Müşteri sayınız az ve 2 elin parmakları kadar müşteriniz cironun %80-90’ını yapıyorsa; bu “iyi müşteriler” için müşteri bazında satış bütçesi yapmalısınız ve sene boyunce da onları yakın takibe alarak bu bütçelerin gidişatını takip etmelisiniz. Danışmanlık firmaları, reklam ajansları vb. profesyonel hizmet firmaları bu şekilde bütçe yapmalıdır. Profesyonel hizmet firmalarında “new business” çok öenm kazanır. Yeni müşteri kazanılması ve mevcut müşterilere verilen hizmetin kapsamının kalıcı bir şekilde büyütülmesi için hedefler koymak ve bu hedefleri tutturmak için ayrı bir pazarlama bütçesi oluşturmak gerekir.

Müşterilerinizin adedi yüksek ve ciro içindeki payı eşit ve dağınık ise (perakendeciler vb.) adet ve alışveriş başına ciro hedefleri koymalısınız. Haftanın her günü için farklı hedefler… Her reyon için özel hedefler de tespit edilebilir. Büyüme programı büyük bir ihtimalle yeni hizmet noktaları oluşturulmasından geçecektir. Bu büyüme mevcut mekanlarda reyon arttırımı yolu ile de olabilir tamamen farklı bir mekanda (örneğin internet) hizmet vererek de olabilir. Bu hedefi gerçekleştirmek için ayrıca yatırım, pazarlama ve işletme bütçeleri hazırlamanız gerekir.

Masraf bütçesi satış bütçenize paralel hazırlanmalıdır.

Eğer müşteri bazında satış bütçesi hazırladıysanız masraf bütçesi iki bölümden oluşmalıdır. Sabit masraflar ve müşteri bazında masraflar. Bu oranın 1:3’ün üstüne çıkması makul değildir. Bu sektörde “new business” kolay değildir ve sabit masraf bazı yüksek olduğu takdirde müşteri memnuniyeti düşer şirketin kırılganlığı artar.

Eğer perakende bütçesi hazırladıysanız; masraf bütçenizin ilk kısmı yine sabit masraflardan, ikinci kısmı ise hizmet noktası masraflarından oluşacaktır. Sabit masrafların toplam masraflara oranı sürekli düşen trendde olmalıdır. Hizmet noktası masrafları da kendi içinde sabit ve değişken olarak ayrılır. Önemli bir kısmı sabit niteliklidir. Hizmet noktalarında tekip edilmesi gerekn kriterler işlem başına maliyetler, m2 başına maliyetler, masraf/ciro oranlarıdır. %20’nin üzerinde bir masraf/ciro oranı kabul edilemez. O hizmet noktası için satış bütçesi değil tasfiye programı yapılmalıdır.

Soru: Şirketimizin fabrikalarında çalışan personelin toplu sözleşme dolayısıyla otomatik zam hakları var. Ancak şirketimizin bütçesi bunu ödemeye müsait değil. Sürekli eleman çıkartıyoruz. Bu kısır döngüyü nasıl kırarız?


Uzun vadeli sözleşmeler yapıldığı bağlamla ilişkilendirilip, revizyona tabii olmalıdır. Tabii bu her iki taraf için de geçerlidir. Geçmişte zam oranları enflasyonun altında kaldığında çalışanlarınıza tekrar pazarlık imkanı vermediğinize eminim. “Anlaşma, anlaşmadır” dediniz ve toplu sözleşme dönemi sonuna kadar bu avantajı korudunuz. Çalışanlar büyük bir ihtimalle dönem sonunda size bunu düzelttirdiler,ancak geleceğe yönelik olarak yaptınız. Aradaki dönem maliyet avantajı sizde kaldı. Belki de fiyatlarınızı düşük tutarak bu avantajı müşterilerinize yansıttınız. Bu da sizin pazar payınzı korumanızı ve hatta arttırmanızı sağladı. Kar’ınız cepte değil ama kağıt üzerinde size yansıdı. Şimdi keser sapından kesmeye başladı. Sıkıntınız var.

Sözleşme tadilatının yapılabilmesinin basit bir prensibi vardır. İşin içinde karşınızdakini de böyle bir tadilat yapmaya motive edecek bir unsur bulunmalıdır. Aksi takdirde (en azından hukuken) kazanılmış haklardan kimse vazgeçmek istemez.

Burada ne taviz vereceğinize karar vermek için çalışanlarınızın psikolojisine girmeniz gerekir. En rahatsız oldukları konu nedir? Genellikle sizin zannettiğiniz değildir. Siz “maaş artışlarını dert ediyorlar” zannedersiniz halbuki iş güvenliğini dert ediyorlardır.

Sizin durumunuzda olsam çalışanlara 2 değil 4 yıl vadeli yeni sözleşme teklif eder, zam oranını da ciro’ya veya kar’a endekslerdim. Bu kontrat süresince işten adam çıkarmak zorunda kalındığında kanuni hakları cezalı olarak (mesela 2 katı) ödemeyi kabullenebilirdim. Eğer maça 1-0 yenik başladığınızı kabul edebilirseniz ve bir şey isterken bir şey de vermeyi becerebilirseniz, her sözleşmeyi revize edebilirsiniz.

Soru: Şirketimize uzun yıllar hizmet verenler için geçerli bir jübile yönetmeliğimiz var. Ancak yaşanan sıkıntılar dolayısıyla bunu uygulayamıyoruz. İleride ne gibi sıkıntılar yaratır?


Kriz dönemleri maalesef tüm değerlerin yıkıldığı dönemler oluyor, tıpkı savaşlar gibi. Bir çok kurum genel anlamda sözünü yerine getiremiyor. Bu problemi yaşamamanın en kolay yolu hiç söz vermemektir. Halbuki vaat etmeden ilişki kurulamaz ya da ruhsuz bir ilişki olur. Nikah masasını hatırlayın…

Kurumlarla çalışanlar arasındaki vaatler de aynen böyledir. Aradaki ilişkiyi karşılıklı verilmiş yazılı veya yazısız vaatler oluşturur. Bazı kurumlar kurumsallaşmanın parçası olarak bu vaatleri yazılı hale getirir. Bazıları da bundan çekinir, yazılı olursa müktesep hak olacağını düşünür ve yazıya geçirmez. Pratikte yazılı olmasının olmamasından farkı yoktur. Bu tür yan menfaatler şirketin kanunen vermek zorunda olmadığı ancak iyi niyet ve özel hukuk çerçevesinde aktedilmiş addedilir. Genel kabul gören bir kriz döneminde de uygulamada aksaklıklar olması normal karşılanır. İnatlaşmak iki tarafın da işine gelmez.

Jübile’den kasıt belirli ve uzunca bir dönem çalışanlara verilen ikramiye ve hediyelerdir. Bazı şirketler bunu kol saati, televizyon mertebesinde tutarlar bazıları da abartarak araba, ev seviyesine getirirler. Sıkıntı da genelde buradan doğar. Bu tür keyfe keder uygulamalar ne kadar yeknesaklaşırsa,o derecede kurum kültürünün vazgeçilmez parçası haline gelir. Maddi karşılığını makul tutup her sene farklı hediyeler seçmek size esneklik verecektir. İyi günlerde “kara günleri” de düşünerek karar almamız gerektiğini bu kriz hepimize öğretecek galiba.