Soru: Aile şirketlerinde ortaya çıkacak anlaşmazlıklar ile nasıl başa çıkılmalı?


Pek çok aile şirketi seçme şansı olduğu takdirde elbette anlaşmazlıkları mevcut yönetim dahilinde, dışarıdan yardım almadan çözmek isteyecektir. Her konuda olduğu gibi, iş konusunda ortaya çıkan anlaşmazlıkları çözmenin de en etkili yolu öncelikle taraflar arasında sağlıklı bir iletişimin sağlanmasıdır. Taraflar birbirinin perspektifini anladığında ve ihtiyaçlarına saygı gösterdiğinde çoğu anlaşmazlığın çözümüne giden yol kendiliğinden açılır. Ne var ki bu aşama birçok aile şirketi için atılması en zor adımdır çünkü aile içi ilişkiler şirket yönetiminde fertlerin oynadığı rollerin kapsam ve sınırlarını çok önceden belirlemiş, bu dinamikler yine aile içinde değiştirilemeyecek kadar oturmuştur.

Anlaşmazlıkların aile içinde çözülemeyecek hale gelmesi şirketin geleceği için son derece tehlikeli bir tehdit unsuru oluşturur. Bu durumda yapılacak en doğru şey, alışılmış olan yöntemler ile sorunların çözülemeyeceğini kabullenip dışarıdan yardım istemek olacaktır.

Soru: Karadeniz kökenli bir aileyiz. Dedem 3 hanım almış ve toplam 6 çocuğu olmuş ancak erken yaşta hayata veda etmiş. Babam en büyük kardeş olarak tüm aileye kol kanat germiş. Kurduğu şirketlere aynı anadan olup olmamasına bakmadan tüm kardeşleri miras hakkı imişcesine ortak yapmış. Zamanla maalesef amca ve halalarımdan bazıları da vefat ettiler. Şimdi babamla birlikte, amca, hala,yenge, enişte, yeğen ve kuzenlerden oluşan bir ortaklık yapısı içersindeyiz. Ezelden beri işi kuran ve yöneten babam, şimdi de ben olmamıza rağmen, çoğu zaman bu gerçek unutuldu. Asalak akrabalarımız hiçbir iş ve beceri sahibi olmamalarına rağmen, kriz dolayısyla temettü musluğu kuruyunca cahilliklerinden şirketi bloke etmeye başladılar. Sorunu aşmak için, şirketin hisselerinini bir kısmını halka açtık. Yine de fayda etmedi. Bilhassa çok para kazandığımızda ya da, şimdi olduğu gibi krize girdiğimizde bu ortam daha da kızışıyor. İş ile mi uğraşalım, ailevi problemleri mi çözelim bilemiyorum. Ne yapmalıyız?


Ne kadar kaçınmaya çalışsak da, gerek özel hayatımız gerekse iş hayatımız zaman zaman çelişkiler ve çatışmalara sahne oluyor. Kendimizi içinde bulduğumuz bazı anlaşmazlıklar sadece ufak ve kolay çözülebilir anlaşmazlıklar olsa da, özellikle iş hayatında karşı karşıya kaldığımız anlaşmazlıklar bazen son derece komplike ve içinden çıkılması zor çatışmalar haline gelebiliyor. Bu durum özellikle aile ilişkilerinin işyerine direkt olarak yansıdığı aile şirketlerinde de ortaya çıkmakta.

Aile şirketlerinde karşı karşıya kalınan anlaşmazlıkların bazıları aile bağlarının sağladığı avantajlardan dolayı kolayca çözülebilse de, bazıları da yine aynı sebepten dolayı bir çıkmaza doğru sürüklenip çözümsüz kalabiliyor. Bu durumda hem aile ilişkileri zarar görüyor, hem de şirketin geleceği kaçınılmaz bir tehdit altına giriyor.Halka açılmak ve profesyonel yönetici getirmek doğru çözümlerdir ancak başka yapı taşları ile desteklenmeleri gerekir. Aile, hissedarlık ve yöneticilik ilişkilerinin birbirinden keskin çizgi ve kurallar ile ayrılamadığı aile şirketlerinin 3. nesli görmeleri mümkün değildir. Sizin anlattığınız kadarıyla, siz de sırat köprüsünde tek ayak üzerinde dengenizi sağlamaya çalışıyorsunuz.

Aile şirketlerinde çıkmaza girilmesinde en büyük rolü genelde alışılagelmiş olan yönetim ve iletişim tarzları oynuyor. Örneğin, iletişimin zayıf olduğu aile şirketlerinde lider konumunu benimsemiş olan kişinin diğer aile fertlerine danışmadan önemli kararlara imza atması, diğer fertlerin öneri ya da isteklerini gözardı etmesi, ya da kişisel çıkarlarını aile ve şirketin çıkarları önüne koyması çatışmalara neden olabiliyor. Sizin durumunuzda da bu etken satır aralarından okunuyor.

Bazı anlaşmazlıklar ise sadece herhangi bir konu ya da karar hakkında eşit söz hakkına olan aile fertleri arasında fikir ayrılığından kaynaklanabiliyor. Bu gibi durumlarda ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların her zaman kötü ve tehlikeli olduğunu düşünmemeliyiz. Doğru yollarla ele alındığı ve idare edildiği durumlarda çelişkiler ve çatışmalar, tarafların yeni perspektifler edinmelerini, kendilerini geliştirmelerini ve belki de birbirlerine eskisinden daha fazla yaklaşmalarını sağlayabilir. Ancak aile içi önyargılar, mesela “asalak”, “cahil”, vb. tanımlamalar bu iletişim kanalının da kapalı olduğunu gösteriyor.

Soru: Şirketimizde ikinci nesil yönetimde. Babamız bizim yönetimi devralmamıza yönelik hiçbir hazırlık yapmamış idi. Biz de onun ölümünden sonra işi devraldığımızda epey bocalamıştık. Aynı şeyin çocuklarımızın başına gelmesini istemiyoruz. Ne yapmak gerekir?


Bugünlerde ülkemiz iyi yönetişimi tartışıyor. “Hiçbir şey eskisi gibi kalmayacak “ sözü sadece siyasette değil kurumsal hayatta da kendini gösteriyor. Bunun nedeni siyasetteki nesil değişikliği gibi iş hayatında da nesil değişikliği eşiğindeyiz. Demirel ve “siyaset arkadaşlarının” emekliliği ile beraber siyaset hayatımızda bir “anlayış” da emekli oluyor. Buna paralel olarak iş hayatımızda da iş yapma şekli değişmek zorunda. Aynı kişiler ve aynı yöntemlerle farklı bir noktaya varmak mümkün değildir. Bu ihtiyacı hisseden tüm şirketler; bu değişimi taşıyacak araçlar, yöntemler ve insanları bulmaya çalışıyor.

İlk karar vermeniz gereken bu ihtiyaçtır. İhtiyacınız, değişmek değil de,  sağlık, yaşlılık, ölüm (Allah geçinden versin) vb. nedenlerle yönetimin sizin dışınızdaki nedenlerle el değiştirmesi ise aynı yöntemleri kullansanız dahi farklı bir sonuca ulaşmanız kaçınılmazdır. Bu gibi nedenlerle yönetim değişikliği daima radikal karar alınmasını zorlaştırır ve geciktirir. Siz sağlığınızda bu kararı alırken esas karar vermeniz gereken “veliaht” seçiminde takip edeceğiniz yöntem ve kurallar olmalıdır.

İlk adımlardan biri yönetimi devralacak kişi veya kişilerin seçimine yönelik net kriterler geliştirmektir. Böylece yönetimde rol almak isteyen tüm aile fertlerini adil bir çerçeve içinde değerlendirmek ve en uygun kişileri seçebilmek mümkün olacaktır. Tüm süreç boyunca dikkate alınan kriterleri ve yönetim devrinde izlenecek adımları tüm aile fertlerine açık ve net bir şekilde aktarmak da son derece önemlidir ve ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları önceden engelleyebilmenizi sağlar. Aile fertlerinin açıkça bilgilendirilmesi ve aile içi iletişimin sağlanması halinde, tüm fertler eşit şartlar altında, kişisel vasıfları göz önünde bulundurularak değerlendirmeye alınacaklarından emin olabilirler.

Aile işinin ebeveynlerden çocuklara devredilmesi pek çok sorun yaratabilir. Çocuklar arasından birini en üst yönetici görevine seçmek her aile için zor bir görevdir, aynı zamanda çocukların hiçbirinin görevi başarıyla yerine getiremeyeceği gerçeği ile karşı karşıya kalmaları da mümkündür. Bu nedenlerden dolayı, gerekli değerlendirmelerin tarafsızca yapılmasını ve kriterlerin her adaya adil bir şekilde uygulanmasını sağlamak için aile dışından yöneticilere de rol verilmesi gerekir.

Yönetimi devralacak kişinin seçilmesinden sonraki en önemli adım, bu kişinin gerekli alanlarda eğitilmesidir. Kişinin kuvvetli ve zayıf yönleri tespit edilmeli, zayıf yönlerini geliştirmeye yönelik eğitim programları oluşturulmalıdır. Bu eğitim sürecinde mevcut yöneticilerin, diğer aile fertlerinin ve önemli şirket çalışanlarının tecrübe ve tavsiyelerinden de yararlanılmalı, aynı zamanda kişisel gelişime yönelik yeni tecrübeler ve fırsatlar yaratılmalıdır. Bazı durumlarda seçilen kişi genç yaş ya da tecrübe eksikliğinden dolayı lider pozisyonuna henüz hazır olmayabilir, bu tür durumlarda geçici bir süre için de olsa yönetimin farklı ve vasıflarına güvenilen birine devredilmesi şirketin geleceği ve başarısı için yararlı olacaktır.

Yönetimin devredilmesini başarılı kılacak bir başka adım ise bu süreç için bir zaman dilimi belirlemek ve bu programa sadık kalmaktır. Böylece planın zamanla geçerliliğini kaybetmesi ve ilgili bireylerin konuyla ilgili saygınlıklarını yitirmeleri engellenebilir. Aynı zamanda ani gelişmelerden dolayı doğabilecek sorunlara karşı gerekli tedbirleri önceden almak da mümkün olacaktır. Belirlenecek olan zamanlamanın en önemli bölümü yönetimin tam olarak ne zaman devredileceğine karar vermek ve bu kararı zamanında uygulamaktır. Böylece hem şirket çalışanları eski yöneticinin yeni yöneticiyi onayladığını ve işini güvenle devrettiğini görebilecekler, hem de yeni yönetici gerekli durumlarda eski yöneticiye danışabilme fırsatını bulabilecektir.

Bazen şirket çalışanlarının eski yöneticiye duydukları güven ve sadakat duygusu, yeni yöneticinin aleyhinde bir unsur oluşturabilir. Bu tür durumlarda bu kişilerin güvensizlik nedeniyle şirketten ayrılmasını engellemek için yönetim değişikliğinin çalışanların iş güvencelerine yönelik herhangi bir tehdit oluşturmayacağını ve şartların aynı kalacağını açık bir şekilde belirtmek aileye ve özellikle de eski yöneticiye düşen önemli bir görev olacaktır.

Yeni yönetici seçiminde ne tür bir eğitime dikkat etmek gerekir?

Bir şirket yöneticisinin her gün sayısız farklı ve karmaşık konu ile karşı karşıya kalacağı düşünülürse, seçimde uygulanacak kriterler arasında en önemlilerden birinin kişinin almış olduğu eğitim olduğu görülecektir. Başarılı bir yönetici işletme ve ekonomi de dahil olmak üzere bir çok konuda eğitim almış olmalıdır ki böyle bir birikim genelde ancak üniversite eğitimi ve lisansüstü eğitimle mümkündür. Aynı zamanda eğitimin verdiği çalışma alışkanlıkları ve disiplin ile yeni konuları araştırma ve öğrenme becerisi de iyi bir yöneticide mutlaka bulunması gereken vasıflardır. Günümüzde üst düzey yöneticiler arasında yüksek eğitim görmemiş kişileri de görmek mümkündür, fakat yine de seçim sürecinde eğitim kriteri göz ardı edilecekse bu kesinlikle kişisel sebeplerden ve ilişkilerden dolayı değil, ancak kişinin diğer üstün vasıflarına dayalı olarak yapılmalıdır.

Yeni yönetici ne tür bir iş tecrübesine sahip olmalıdır?

Aile çalışanlarının aile işi dışında iş tecrübesi edinmesinin önemi ve yararları sonsuzdur. Aileye ait olmayan işlerde çalışmak ve işini aile ilişkileri yerine kişisel başarısından dolayı hak ettiğini bilmek kişiye kendine güven ve saygı kazandırır ki bunlar da bir liderde bulunması gereken özelliklerdir. Bu tür tecrübeye sahip olan kişilerin ilerde aile işinin başına geçtiklerinde çalışanların saygısını, güvenini ve desteğini kazanmaları da çok daha kolay olacaktır.

Ayrıca aile işi dışında çalışmak kişiye başkalarıyla verimli bir şekilde çalışabilme, diğer çalışanlara saygı gösterme ve onlara karşı duyarlı olabilme fırsatlarını da verir. Farklı yöneticiler altında çalışmak farklı yönetim biçimlerini deneme ve değerlendirme olanağını sunacağından, kişi ileride devralacağı lider pozisyonuna yönelik önemli bir eğitim almış olur, karşılaştığı örneklerden paylar çıkarıp kendini geliştirebilme fırsatını bulur. Farklı işlerde çalışmanın kişiye sağlayacağı en önemli yararlardan birisi ise aile işi dışında çalışırken edinilen beceri ve tecrübelerin aile işine taşınması olacaktır. Farklı işlerde gözlenilen başarı unsurları aile işinin başarısı için uygulanırken, daha önce karşı karşıya kalınan hataların yapılmaması için gerekli tedbirler de alınabilir.

Aile işi dışında edinilecek olan iş tecrübelerinin ardından kişinin aile şirketinde de birden fazla pozisyonda görev yapması ve direkt yönetici olarak şirkete girmek yerine şirkette zamanla yükselmesi gerekir. Bu hem çalışanların saygısını, güvenini ve desteğini hak ederek kazanmak, hem de şirketin işleyişi konusunda detaylı bilgi ve tecrübeye sahip olmak açısından son derece önemlidir. Bu tür bir uygulama sayesinde diğer aile fertleri de seçim sürecinde kişiyi şirkete hizmetleri doğrultusunda değerlendirebilecek, tecrübe ve başarılarına tanık olup güvenebilecek ve böylece sağlıklı bir seçim yapabileceklerdir.

Aile şirketlerinde alt pozisyonlarda görev yapan kişiler ileride yönetici koltuğuna geçtiklerinde, şirkete daha geniş ve derin bir perspektifle bakacak, altında görev yapan çalışanların sorumluluk ve ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı olacak, daha önceki yönetimde gözlediği başarılı ve hatalı politikalardan verimli bir şekilde yararlanabilecektir.