Yeniden yapılandırma genellikle şirketin (veya ülkelerin) gelirleri ve nakit akımı ile “borç servisi” yapma kapasitesini kaybetmesiyle gündeme gelir. Raydan çıkan treni rayına oturtmak kadar basit durumlar için değil de, sektörel veya yöresel sıkıntılardan veya felaketlerden sonra önem kazanır. Borcun kısa sürede ödenmesini engelleyecek ciddi bir yükün oluşmuş olması gerekir. Yeniden Yapılandırma; borcun yapısını değiştirerek, borcu ödenebilecek seviyeye (tutar, vade ve faiz olarak) getirmek için yapılan komple bir çalışmadır. Borcu ertelemek paketin bir parçası olabilir.
Ciddi bir trafik kazasından veya başka bir felaketten sonra şuurunu kaybederek bitkisel hayata girmiş bir kişinin kaderi kadar kapsamlı ele alınmalıdır. İlaç tedavisi sonuç verir mi? Ameliyat çare midir? Yoksa ötanazi en doğru karar mıdır? Kolay bir soru değil! Karar vermek için bilinen tüm testleri yapmak gerekir. Kıstas; hasta yaşadığı takdirde çevresine ve kendine faydalı mı olacaktır yoksa sürekli bir yük ve problem olacaktır?
Bu örneği şirketlere uyarlarsak; testler problemin nedenlerini analiz etmek ve bu analizin sonuçlarına göre orta-uzun vadeli bir iş planı hazırlamak demektir. Bu plan alacaklılarca çeşitli olası senaryolara göre ele alınır. İyimser ve kötümser yaklaşımlar sonunda oluşan sonuçlara göre “tedavi” şekline karar verilir.
Hastayı yaşama döndürmekle neyi amaçlıyoruz?
Kurumsal yeniden yapılandırmanın amacı da değer yaratan şirketleri kurtarmak olmalıdır, kişileri veya çürük şirketleri değil!