Soru: “Kriz fırsattır” diyerek aynı sektörde çalıştığımız bir şirketi satın aldık. Her şey çok kötü gidiyor. Bana öyle geliyor ki bu şirketi ya sıfırdan kuracağız ya da kapatacağız. Öğrenmek istediğim şey, satın aldığınız şirket gerçekten “sizin” olabilir mi? Olursa ne zaman olur?


Şirketi satın alırken ne kadar derin inceleme yaparsanız yapın, aynı sektörde birbirinizi yıllardır tanıyor olsanız bile iş hayatının en zor konu başlıklarından biri “ birleşme sonrası entegrasyon” dur. Bu konuda yazılmış kitap ve makalenin sayısının fazla olmasının sebebi bu işin doğrusunu kimsenin bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Tam anlamıyla yönetim bilimi ile yöneticilik sanatının kesiştiği gri bir alandayız. Buradan en az hasarla çıkanlar da marifeti tecrübe ve üst düzeyden yönlendirmede buluyorlar.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; tüm birleşmeler, istisnasız, sancılı oluyor. Araştırmacılar 3 ana neden tespit etmişler:

Birincisi liderlik boşluğu. Üst yönetimin oluşturulmasının veya atanmasının gecikmesi. Oluşan üst yönetimin karar almaması veya alamaması durumu.

İkincisi aldığınız şirketin değerlerini katletmeniz. Evet, bir kurumun en değerli varlıkları çalışanları ve müşterilerdir. Maalesef, bir şirket birleşmesinde ilk hedef masraf kısmak olduğu için bu uğurda büyük hatalar da yapılıyor. Ya da entegrasyon sorumlusu mevcut kadroyu tanımak, onlarla çalışmak yerine çoğunlukla kendi ekibini kuruyor. Bu arada “kellesi giden”, devralınan şirketin yöneticileri oluyor. Bu doğrudan müşterilere yansıyor. Ya ilişki kopuyor. Ya da müşterinin alıştığı hizmet kalitesi ister istemez aksıyor. Devralanın genel kalite düzeyi daha üstün olduğu durumlarda dahi dışarıdakilerin algılaması bu şekilde oluşuyor.

Son neden ise inatçılıktır. Bir şirketi devralmaya karar verdiğinizde geçerli olan faktörler ister içsel olsun ister dışsal, mutlaka zamanla değişir. Ancak siz ilk planınıza sadık kalmak uğruna konjonktürle inatlaşırsanız kendinizi de devraldığınız şirketi de boş yere zorlarsınız.

Bir şirketin başka bir şirketi devralması uzun bir süreçtir. Devralacak şirket patron şirketi dahi olsa inceleme ve karar sürecinde içeride veya dışarıda bir çok kişinin ve kurumun ikna edilmesi gerekir. İkna edebilmek için güzel senaryolar yazılır ve oynanır. Bu senaryoya en başta da yazanlar inanır. Her şeyin “tereyağından kıl çeker “ gibi sıkıntısız ve rahat olacağına kendilerini ve çevrelerini inandırırlar. Devirden sonra işler senaryoya uygun gitmediği zaman bunu itiraf etmek, pozisyon değiştirmek ve yapılan işin hatalı olduğunu kabul etmek çok zordur. Patron için ayrı zordur profesyonel için ayrı….

İki firma birarada çalıştığı zaman çıkması beklenen enerji türüne “Sinerji” adı verilir. Kısacası “iki artı iki 4 değil, en az 5 hatta 8” etmelidir. Yoksa iki şirketi birleştirmenin anlamı yoktur. Kendi yollarına gitmeleri her ikisi için de, piyasa için de daha hayırlı olacaktır.

Bu “sinerji” denilen şey “van gölü canavarı” gibidir. Herkes konuşur ama kimse de kendi gözleriyle görmemiştir. Hazırlık safhasında sanal ortamlarda çok rahatlıkla “anime” edilebilen bu sinerjiyi gerçekten yaratmak ciddi bir analiz ve yönetim tecrübesi gerektirir. Genellikle piyasa şartları ciddi bir analiz yapacak zamanı bırakmaz. Devraldıktan sonra “entegrasyon yöneticisi“ olabilecek insanı bulmak da ayrı bir sorundur. Dışarıdan olması tercih sebebidir ancak aramaya başlamak için birleşmenin gerçekleşmesini beklerseniz çok gecikirsiniz. Erkenden alsanız bu defa da birleşme gerçekleşme riskini alıp da mevcut işini bırakıp da gelecek veya sizden haber bekleyecek iyi yönetici bulmak da kolay değildir.

Beklenmeyen bir çok olay olur. Devirden sonra farkedersiniz ki aldığınız şirketin en cazip tarafı esasında en zayıf olduğu nokta imiş… Sizin 3 aylık eğitimle transfer etmeyi düşündüğünüz müşteri bazlı ürün geliştirme metodlarınız hiç işe yaramıyor. Niye mi? Müşterileri sizinkilerden çok farklı da ondan. Kendi müşterilerinizde var olmasına alıştığınız bir çok imkan burada yok. Ne kadar garip değil mi?Şirket el değiştirdiği için masrafları kısmayı umarken bir de bakmışsınız ki masraflarınız artıyor. Arsa sahibi veya mağazanın mal sahibi el değiştirmeyi fırsat bilip kirayı arttırır. Bir çok “koordinatör” ünvanlı insan türer organizasyonunuz içinde. Baştan bunlara “geçici” gözüyle bakarsınız. Biraz sonra gözünüz alışır. Bir müddet sonra da kadrolu olurlar. Hukuki masraflar daima düşündüğünüzden fazla olur.

Bu tür birleşmeler ekonomideki veya sektördeki dönüşümle hızlanır. Kendi şirketinizde bu tür değişiklikleri karşılamaya veya atlatmaya alışık ve muktedir olmanız aynı başarıyı devraldığınız şirkette de göstereceğiniz anlamına gelmez. Teknoloji, insan kaynakları ve süreçler alıştığınızdan farklı olunca aynı başarı formüllerinin işe yaramadığını görürsünüz.

“Parayı bastırdığınız” için şirketin “ruhunu” da satın alabileceğinizi düşünüyorsanız çok yanılırsınız. Bu çok meşakkatli ve çoğunlukla da kadroların tamamen değişmesiyle sonuçlanan bir süreçtir. Günün sonunda iyi liderlik vasıfları, yönetim bilgisi ve tecrübesi size doğru yolu gösterir.

Yorum bırakın